Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye hakkında verdiği adil yargılanma hakkı ihlali kararlarının 2003-2025 yılları arasındaki dağılımı belli oldu. Adalet Bakanlığı verilerine göre, söz konusu dönemde Türkiye aleyhine toplam 1.004 ihlal kararı verildi. Kararların en fazla yoğunlaştığı dönem 2003-2007 yılları olurken, yıllık bazda en yüksek sayı 2009’da kaydedildi.
İLK BEŞ YILDA 415 İHLAL KARARI
2003-2007 yılları arasında Türkiye hakkında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin 415 karar verildi. Bu rakam, incelenen beş yıllık dönemler arasındaki en yüksek toplam olarak kayıtlara geçti.
2008-2012 döneminde ihlal kararı sayısı 299’a geriledi. 2013-2017 yıllarında 123 karar verilirken, 2018-2022 döneminde 113 ihlal kararı kaydedildi. 2023-2025 yıllarını kapsayan son dönemde ise sayı 54 oldu.
Böylece 2003-2007 döneminde kaydedilen 415 kararla karşılaştırıldığında, 2023-2025 dönemindeki toplam ihlal kararı sayısında azalma yaşandı.
YILLIK REKOR 2009’DA KIRILDI
Yıllık verilerde en yüksek sayı 2009 yılında kaydedildi. AİHM, o yıl Türkiye hakkında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin 126 karar verdi. Böylece 2009, incelenen 2003-2025 döneminde yıllık bazda en fazla ihlal kararının verildiği yıl oldu.
Veriler, ihlal kararlarının yalnızca belirli bir yıldaki dağılımını değil, uzun vadeli seyrini de ortaya koydu. İlk yıllarda yüksek seviyelerde bulunan karar sayıları, izleyen dönemlerde daha düşük rakamlara indi.
ADİL YARGILANMA HAKKI NELERİ KAPSIYOR?
Adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesiyle güvence altına alınıyor. Bu madde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıkların veya kendisine yöneltilen suçlamaların karara bağlanması sırasında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, makul süre içinde ve adil biçimde yargılanmasını öngörüyor.
Söz konusu hak kapsamında, suç isnadı altındaki kişilerin suçluluğu yasal olarak kanıtlanana kadar masum sayılması ilkesi de yer alıyor. Mahkeme kararlarının aleni biçimde açıklanması esas kabul edilirken, belirli koşullar altında duruşmaların kamuya kapalı yapılmasına da olanak tanınıyor.
AİHM’in Türkiye hakkında verdiği kararlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan bu hakkın uygulanmasına ilişkin değerlendirmeler açısından önem taşıyor.